“Hızlan Gün kız, tabanları yağla! Dev bize yetişirse dümdüz olacağız!”
Gün, ciğerleri yana yana koşarken kel oğlan arkalarından gelen GÜM GÜM seslerine aldırmadan aniden durdu ve sırıttı:
“Yahu aslında biz niye kaçıyoruz ki?
Bu senin rüyan!
Senin rüyanda devin patronu sensin!”
Ve dağ gibi dev, saniyeler içinde rengarenk sabun köpüklerine dönüştü...
Gün’ün o kıpır kıpır arayışı ile Yunus Dede’nin kadim bilgeliğinin kesiştiği bu yolculukta, hayatın sayılarla ve frekanslarla örülü o gizemli matematiği çözülüyor.
Çünkü her uyanış, kalpte mavi bir iz bırakır.